Bumerang - Yazarkafe

22 Ekim 2010 Cuma

vazgeçtim

çok seversindir, çok aşık hissedersindir bazen.
belki o an öyle gelir.
hani kaçtığı için bağlanırsın daha da birine..
hani deliye dönersin en ufak bir bakışında..
ya da başkasına attığı mesajda vs.lerde..
için içini yer ama ses edemezsin.
kaybetmekten korkarsın.
onsuz dünya dönmez sanırsın.
senin dünyan o olur.
tüm tahammül-iyi niyet-hoşgörülerini ona gösterirsin ama ailenin-en yakın arkadaslarının bir tek sözüne sitem edersin.
katlanamaz, tahammül edemezsin..
ama o-karşındaki- anlamaz seni..
bilmez ne yangınlar yanar içinde..
o devam eder tüm "sensiz" geçen hayatına.
ama sen edemezsin.
çünkü sen onu "sen" bilmişsin. "senden" bilmişsin.
gün gelir daha da katlanamazsın, göz yumamazsın artık yaptıklarına.
daha fazla salağa yatamazsın.
işte o an vazgeçmesini bilmen gerekir.
ne de güzel söylemişti
Can Yücel :

Bazen çok kırıldım , bazen belki de kırdım...
Ama hata insana mahsustur dedim..Affettim , af diledim..
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim..
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.Belki de içten içe sinsice güldüler...
Ama asıl unuttukları şuydu...
Ben aldanmadım...
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar...
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için...
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için......
Oysa ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar...


13 Ekim 2010 Çarşamba

hayat çok acımasız..

çok garip hayat..
çok acımasız.
sevdiğin birinin gözünün önünde eriyip gitmesi tarifsiz bir acı.
üstelik "O" güçlü olmalı benim çocuk gözümde.
Benden güçlü, o sizi döver çünkü o gerçekten çok güçlü.
"O"nun canı acımaz çünkü o güçlü.
"O" hastalanmaz çünkü o güçlü.
"O" daha yaşıycak çünkü o çok güçlü.
----
Kendimi mi kandırıyorum?
-HAYIR!

bikaç senedir Kanserle savaşıyordu.
İyi dediler önceleri.
Ciğerdekini atlatmıştı.
Turp gibiydi.
Yüzü gülüyordu çünkü ameliyat iyi geçmişti.
"İyiyim" Diyordu.

bir süre kemoterapi-radyoterapi destekleri aldı.
zorlu dönemlerdi ama o güçlüydü ve dayandı ve atlattı.
Aylar sonra Kolon kanseri teşhisi kondu.
-Hani atlatmıştı?
-Hani artık iyiydi?
değilmiş...
yine başladı zorlu tedavi serüveni..
derken daha başka yerlere sıçradı "illet"
daha başka yerler..
daha başka yerlere..
o güçlü adam şimdi yürüyemiyordu.
gözlerimin-gözlerimizin önünde eriyor günden güne.
"iyisin, iyi olucaksın" diyoruz her seferinde.
inanıyordum da buna..
ama bugün son doktor kontrolünde "terminal dönemi"nde oldugunu söylediler doktorlar.
yani artık yapılacak bişi olmadıgını söylediler.
en acı tabirle "masada kalır" dediler.
elimiz kolumuz baglı iyi olması için dua ediyoruz..
dua edin..
çok "acı"yorum bugünlerde..

iyi olucak çünkü o güçlü adam benim amcam..
tek-bitek...
iyi ol amca..
iyi olsun allahım..

hoşbeşş

tembel bir öğleden sonrası, ayaklarımı uzatıp televizyon karşına geçtiğimde beni bu küçük şeyler mutlu etti :)
Jacobs aroması kesinlikle vazgeçilmezim ama nescafe bardağını da severim :)
coffee-mate ve çilekli hoşbeşle şimdi Himym izleyebilirm :)


12 Ekim 2010 Salı

renkli bilekler

sillYurtdışında Silly Bandz olarak bilinen bu bileklikler çoooooook moda.


bir süredir Sarah Jessica Parker'ın bileğinde vardı. 

Şimdi birçok kişide de görebilirsiniz.


peki nedir bu bileklikler?
yeni moda silikon bileklik : Fashion Bandz 
nerden edinebilirsiniz?
şimdilik sadece D&R'larda mevcut
Fiyat : 3,49 TL.

çeşitlerine gelince :

ben bu princess modelini çok sevdim :)




daha birçok çeşidi var tabi.. iyisi mi siz bir D&R yapın gelin =)




9 Ekim 2010 Cumartesi

i luw LOMO

bu sevimli-sempatik-şipşirin oyuncağımla yepyeni fotograflar çekicemmm..
sabırsızım :)

8 Ekim 2010 Cuma

Anja Rubik - Mango 2010

bundan yaklaşık 8 ay önce bi yazı paylaşmıştım  burda. Anja Rubik'le ilgili..
Çok begeniyorum valla hatunu..
Daha önceleri Vogue Germany, Vogue Paris, Numéro, Flair, Russh, Nylon, Elle, Givenchy, Chloé, Christian Dior, Hermès, Valentino, Gucci, Fendi, Missoni, Versace, Dolce & Gabbana, Prada, Oscar de la Renta, Chanel, H&M Balenciaga, Calvin Klein, Louis Vuitton, and Ralph Lauren, Valentino, Chanel,  Elie Saab gibi birçok markanın yüzü oldu





















  

Şimdiyse Mango'nun bu sezonki sonbahar-kış kataloğunun yüzü olmuş.

(Ayy ben ne kadar ileri görüşlüyüm yarreeeeebbim)










Fotoğrafları da efsane fotoğrafçı Terry Richardson çekmiş.
(onunla ilgili de bir post yazıcam beklemede kalın.)












7 Ekim 2010 Perşembe

tembellik yapma iremio!


çok oldu fotoğrafa çıkmayalı..
bir sonbahar çekimi yapsak mı?
gri hava, yeşil-sarı tonlar..
sonbahar..
seviyorum =)

bu da bir backstage fotografı..
çok keyifli bir çekimdi =)

6 Ekim 2010 Çarşamba

üşüyen havalar

en çok ellerim ve ayaklarım üşür benim.
bunu bilen çok "sevgili" arkadasım bana hediye almıştı bu çorapları..
ve işte bu çorapların zamanı gelmiş..
havalar üşümüş, ayaklarım üşümesin :)




parmaklarım renklensin

sanırım her renk ojeye sahibim.
her defasında gidip aynı renkleri almakta da üzerime yoktur hani.
dayanamıyorum görünce.
bir kısmı unutulup kuruyor bir köşede hatta..
gel gelelim bu kış:
 gri-lacivert-yeşil-mor renkler parmakları süsliiiceek =)
yeşil denememiştim hiç.
gri-kahverngi-mor-siyah-kırmızı-beyaz-pembe gibi renklerin hepsini kullandım.
yeşil sürersem uzaylı gibi hissedebilirim kendimi ama denicem :)

Kahverengi - Seni sevdim





Lacivert - seni sevdim

Gri - Seni sevdim


Yeşil  - Seni denicem :)









5 Ekim 2010 Salı

fik fik burun

bütün gece üzerini açarak uyudu.
onu örtücem diye canım cıktı.
sonuc : sabah kalktık ikimizinde burnu "fik fik".

o kim?
- geleceğin ikoncanı =))


bu pozları ben verdirtmedim.. fotografını cekicem poz ver dedim ve yaptıgı seyler bunlar oldu :)
moda bloglarında adettir ben de yazıyım 
Tayt : H&M
Çizme ve yelek : yurtdısından
Body : Lc waikiki

:))

3 Ekim 2010 Pazar

deprem

bu aksam marmara denizinde 4.4lük bir deprem meydana geldi.
"deprem" kelimesini bile duymak tüylerimi ürpertiyor..
çünkü ben daha 14 yaşındayken, henüz aklım çoğu şeye ermezken, balkondan sarken ölü bedenleri gördüm.
çünkü ben, daha küçücükken yerin altına göçmüş binanın altından çığlıkları, ağlamaları, yardım isteklerini duydum..

bunu da yaptım

yine bir haftasonu ve yine arkadas toplantıları..
en keyiflilerinden..
peki ben bu sefer ne yaptım?

-evden beni almaya geldiğinde daha hazır değildim, apar topar saçlarımı topladım ama ojelerimi sürmeme fırsatım olmamıştı. (ojesiz cıkmam)
lakin çıktım.
daha da bekletemezdim.
neyse..
çıktık, dolaşırken ben bir oje aliyim dedim.
aldık..
oturduk bir cafeye..
söyledik çaylarımızı.

ellerimde oje yok, çıkartamıyorum şekerim masanın üstüne :p


sonra dayanamadım... ve evet :


dayanamadım, sürdüm..
evet baktılar tuhaf tuhaf..
ama bananeeeee :)


bu arada bu sene pembe'ye fena takmış durumdayım..

yerim seni.

1 Ekim 2010 Cuma

bunlardan dövdüresim var

uzun zamandır dövme yaptırmak istiyorum.
hala tam olarak nereye yaptırmalıyım bilmiyorum, karar vermedim.
ama yaptırcağım dövmeyi şunlar arasından seçicem :

1. Dum Spiro Spero (felsefem =) )


2.


3.


4.


5.

6.


7.


8.

9.


10.

11.


12.



hangisi güzel? hangisini yaptırıyım sizce?
=)






selam olsun nazım'a..

ne demişti Nazım :
...
Anladım ki sen de herkes gibisin.

benim için de böyle düşün sen şimdi.
öyle de yakıştırmıştın ya zaten hani..
ben de herkes gibiyim, sen de..
ne farkeder ki.